P’nin Değili Nedir? Bir Hayal Kırıklığının Peşinden…
Hep bir sorum vardı: P’nin değili nedir? Bu sorunun cevabını ararken hayatımın en zor, en kırılgan anlarından birine tanıklık ettim. Şimdi, Kayseri’nin sıcak sokaklarında yürürken, bu sorunun bana ne ifade ettiğini, ne kadar derinlemesine etkilediğini anlamaya çalışıyorum. Ama belki de, sorunun cevabını bulmak için önce onun ne olduğunu anlamalıyım…
Günlerden Pazar, Bir Kafede Hayal Kırıklığı
Bir pazar sabahıydı, Kayseri’nin sakinliğinde gözlerim parıldıyordu. Sevgilimle buluşacaktık. O sabah heyecanımın içini bir tür umut doldurmuştu. Yıllardır, belki de hiçbir ilişkinin ne kadar derinlemesine anlaşılabilir olduğuna dair bir düşüncem yoktu. Ama işte, o an bana tam olarak gösterilecekti. Kafede oturduğumuzda, kahvemin içindeki buharlar gibi umutlarım havaya karıştı.
Ama o gün, kafedeki atmosfer ne kadar sıcak ve rahat olsa da, ben de soğuk bir şeyler hissediyordum. O da, ben de bir boşlukta kayboluyorduk. “Ne oldu?” diye sordum, “Nereye gidiyoruz?” O, tam gözlerimin içine bakarak sadece gülümsedi. Ama bir gülüş vardı, bir soğuklukla karışmıştı. O an, içimde bir şey kırıldı, bir şey uçtu gitti.
Duygusal olarak tam olarak şunu hissediyordum: Hayal kırıklığı. O an, sanki bir şey kayboldu. O kadar basitti ama o kadar derindi ki! O anın, gözlerindeki anlamı gerçekten görememek, çok ama çok garipti. İşte o soruyu düşündüm: P’nin değili nedir?
P’nin Değili, Bir İlişkide Neyi Kaybetmek?
Bunun anlamı, bir ilişki içinde belirsizlik, iletişimsizlik ve duygusal soğukluktu. Bir ilişki, tam olarak paylaşılan bir duygu birliğidir. P’nin değili, bir nevi birbirimizi bulamamak, o samimiyeti kaybetmekti. Bir ilişkinin temel yapı taşı olan güven ve anlayış, zamanla yok oluyordu. O an bana P’nin değili nedir sorusu, bir şeyin eksikliği gibi geldi.
İçimde bir boşluk oluştu. Hayal kırıklığının tadı damağımda kalmıştı. O kadar büyüktü ki, neredeyse boğulacak gibi oldum. “O zamanlar böyle değildik, ne oldu?” diyemedim. Çünkü bu bir anlam kaybıydı. Ama her şeyin ötesinde, yaşadığım duygularım bana her şeyin farkında olduğumu söyledi. P’nin değili, en basit haliyle kaybolmuş bir duyguydu. Kaybolan güven, kaybolan o eski sevgi, kaybolan heyecan… İşte o an, bunların hepsi kaybolmuştu.
P’nin Değili: Bir Fırsat ve Umut
O günün sonunda, kalbimde çok derin bir boşluk vardı. Ama bir şey fark ettim. Bu boşluk, belki de bir fırsat yaratacaktı. “P’nin değili nedir?” sorusunu sordum ama tam olarak neyi kaybettiğimi anlamıştım. İnsan, neyin eksik olduğunu bilmediğinde, her şeyin kaybolmuş gibi görünmesi tuhaf bir şey. Ama bazen, eksik olan sadece bir şey değil, aslında kendi içindeki bir eksikliktir.
Belki de, P’nin değili, bir şeyin eksikliği değil, aslında hayatın bana yeni bir yol gösteriyor olmasıydı. Bu yolun sonunda umut vardı. Umut, hiçbir zaman kaybolmayan bir şeydir. Belki de P’nin değili, bana kaybolan şeyin değil, kazanılacak yeni bir şeyin simgesidir. Yeni bir başlangıç, belki de daha sağlam temeller üzerine kurulu bir ilişkiydi.
O günden sonra, o eski kafede oturduğumda aynı hisleri taşımadım. Biraz daha olgunlaşmıştım, biraz daha farkındaydım. P’nin değili, sadece kaybolan bir şey değil, aslında neyin yerine konabileceğini keşfetmeye başladım.
Sonuç: P’nin Değili, Duyguların Peşinden Gitmek
Hayal kırıklığının, kalbimde yarattığı boşlukla birlikte, P’nin değili sorusunun cevabını bulduğumda aslında bir şey fark ettim: Duygularımızın ne kadar derin olduğunu, her şeyin, bu duyguların etrafında döndüğünü. İçimdeki bu boşluğu hissetmek, bu eksikliği tamamlamak için sevgiye, güvene ve insanın kalbine gerçekten değer vermek gerektiğini öğrendim. O gün, P’nin değili sorusunun bana bir şey öğrettiğini anladım: Duyguların peşinden gitmek, insanın en insani hareketidir. Ve belki de, P’nin değili, hayatın bana kendimi bulmam için verdiği en büyük fırsattı.